Kış Hastalıklarında Akılcı İlaç Kullanımı

Havaların soğumasıyla birlikte kışın olumsuz etkileri beraberinde kış hastalıklarını getiriyor. En çok karşılaşılan kış hastalıkları soğuk algınlığı, grip, farenjit, tonsillit, orta kulak iltihabı, bronşiolit, bronşit, pnömoni olarak sayılabilir.  Gerekli önlemleri alarak ve bağışıklık sistemimizi güçlendirerek kış boyunca soğuk algınlığı ve gripten korunmamız mümkündür. Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için 8 saat uyumak, dengeli beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, bağışıklık destekleri kullanmak, bulunduğumuz ortamları havalandırmak, hasta kişilerle temastan kaçınmak gerekir. Özellikle elleri sık ve doğru şekilde yıkamak, göz, ağız ve buruna el temasından kaçınmak önerilecek diğer tedbirlerdir. Maske takma ve öksürürken veya hapşırırken ağız ve burunu kağıt mendil ile kapamak ve mendilin hemen çöpe atılması damlacık ile bulaşın azaltılmasında etkilidir. Ayrıca risk grubunda olan kişilerin grip aşısı olması gerekir. Okula giden ve 2 yaş altındaki çocuklar, yaşlılar, hamileler ve kronik hastalığı (diabet, astım, kronik kalp yetmezliği vs.) olanlar risk grubunda sayılır.

Soğuk algınlığı ve gribe yakalanmamız halinde evde dinlenmek(ateş düşürücü kullanmaksızın ateşsiz en az 24 saat) ve yorucu aktivitelerden kaçınmak gerekir. Bol sıvı tüketmek, dengeli beslenmek ve vitamin desteği almak iyileşme sürecimize katkı sağlar.

Kış hastalıklarında akılcı ilaç kullanımı hem kendi sağlığımız hem de toplum sağlığı açısından çok önemlidir. Akılcı İlaç Kullanımı,“Kişilerin klinik bulgularına ve bireysel özelliklerine göre uygun ilacı, uygun süre ve dozajda, en uygun maliyetle ve kolayca sağlayabilmeleridir.” Gereksiz antibiyotik, ateş düşürücü, antitussif(öksürük kesici) kullanmamak kış hastalıklarında akılcı ilaç kullanımına örnek olarak gösterilebilir.

Ateş çoğu zaman endişe verici olmasına karşın vücudun bir savunma mekanizması olduğu unutulmamalıdır. Ateş enfeksiyonla mücadelede yararlı etkilere sahip fizyolojik bir mekanizmadır, bakteri ve virüslerin üremesini geciktirir, nötrofil üretimini, T lenfosit çoğalmasını artırır, vücudun akut faz yanıtında yardımcı olur. 38 derece altında ateş düşürücü vermeye gerek yoktur, ateş takibi yapılmalıdır. Bol sıvı alınmalıdır. Tedavide en çok parasetamol, ibuprufen gibi ateş düşürücüler kullanılmaktadır. Asetil salisilik asit(aspirin) içeren ateş düşürücüler, 12 yaş altında çocuklarda bazı viral hastalıklar sırasında kullanıldığında Reye Sendromu denilen ciddi bir hastalığa yol açabileceğinden kullanılmamalıdır. İbuprofen grubu ateş düşürücüler 6 aydan küçük çocuklarda kullanılmamalıdır.

Antibiyotikler yalnızca bakteriler için etkilidir, virüslere bağlı enfeksiyonları tedavi edemez. Antibiyotik ateş düşürmez, sadece uygun doz ve şekillerde kullanılan antibiyotik, hastalığın kaynağı olan enfeksiyonu ortadan kaldırdığı için ateş düşer. Antibiyotik ağrıyı dindirmez, burun akıntısını ve öksürüğü hafifletmez.  Antibiyotik, grip ve soğuk algınlığının başkalarına geçişine engel olmaz. Gribin klinik süresini kısaltmaz ve profilaktik(koruyucu) olarak kullanılmaları sekonder bakteriyel enfeksiyon gelişimini engellemez.

Antibiyotik kullanmanız gereken durumlarda mutlaka yanında probiyotik kullanılması gerekir. Antibiyotikler zararlı bakteriler üzerinde etkili olduğu gibi aynı zamanda  vücudumuz için dost olan ve sindirim sistemimizin düzenli çalışmasını sağlayan bakterileri de öldürüyor. Bu durum bağırsak mikrobiyotasının bozulmasına  neden olur. Fonksiyonel ishal (diyare), enfeksiyöz diyare, fonksiyonel kabızlık, huzursuz bağırsak sendromu, allerji, diyabetes mellitus, inflamatuvar (iltihaplı) bağırsak hastalıkları, obezite, hepatosteatoz (karaciğer yağlanması), çölyak gibi birçok hastalığın bağırsak bakterileri ile ilişkili olduğu birçok makalede yayımlanmıştır. Bunlar dışında  otizm, depresyon, panik atak, kaygı bozuklukları, parkinson hastalığı, alzheimer, multiple skleroz gibi hastalıkların da bağırsak mikrobiyotası ile ilişkili olduğu ile ilgili sonuçlar yayımlanmıştır.

Öksürük refleks bir olaydır. Trakea, larenks ve büyük bronşların temizlenmesini sağlar. Antitussif (öksürük kesici) ilaçlar, öksürük refleksini santral veya periferik etkileriyle inhibe eden ilaçlardır. Bu nedenle gerekmedikçe kullanılmamalıdır.

Bağışıklık destekleri olarak beta glukan, çinko ve C vitamini tercih edilebilir. Bunun yanısıra ıhlamur, hedera helix, kekik (kortizon kullanan ve hipertansiyon ve guatr hastalığı olanlarda önerilmez) öksürük semptomlarında kullanılan bitkisel desteklerdir. Pelargonium sidoides(afrika sardunyası), kara mürver, ıhlamur, kuşburnu soğuk algınlığı ve grip tedavisinde en çok önerdiğimiz bitkisel takviyelerdir.

Kış hastalıkları tedavisinde uçucu yağlardan da çok faydalanıyoruz. Ökaliptus, lavanta, nane, nioli, selvi ve günlük hem burun tıkanıklığı ve öksürük tedavisinde hem de bağışıklığı desteklemek için en çok önerdiğimiz uçucu yağlardır.

Eczacıların en önemli görevi ilaç sağlamak ve hastaları tedavileri ile ilgili bilgilendirmektir. Bunun yanısıra eczacılar koruyucu, önleyici ve sağlıklı yaşam önerilerinde bulunarak hastalıklardan korunmak, risk faktörü taşıyan hastalarda semptomları gözleyip doktora yönlendirerek erken teşhise destek olmak ve çoklu ilaç kullanım ve ilaç yönetimi konusunda tedaviye destek olmaktadırlar.
 
Kendinize iyi bakın, bu kış sağlıklı kalın...
 
Ecz. Gülay Tarkan Özgül
eczanegulay@gmail.com